9 Ocak 2013 Çarşamba

UYKU BOZUKLUGU-NE YAPILMALI-TEDAVISI?

Prof Dr Hakan Kaynak, Sinem Güven'le Sağlıklı Bir Gün programında uyku bozukluklarını anlatıyor.

SEKSIN EVRIMI BELGESELINI IZLE

DUZ BIR KARINA NASIL SAHIP OLABILIRSINIZ-DR OZ

PH NEDIR-HANGI TUR SU ICMELI-YASEMIN BRADLEY


Dr.Yasemin Bradley pH hakkında merak edilenleri ve pH ın ne olduğunu ve neden gerekli olduğunu ne kadar önemli olduğunu izleyeceğiniz video da açıklamalı bir şekilde anlatıyor .
pH ı yüksek doğal mineralli su içmek lüks mü ? Damacana su seçerken nelere dikkat edilmeli ? pH ı kaç olan su içmeliyiz ? sağlıklı bir hücreyi oluşturan nedir ? pH ı yüksek doğal mineralli su içmek neden gerekli ? tüm bu soruların ve aklınızdaki su ile ilgili bir çok sorunun yanıtını Dr.Yasemin Bradley in videolu anlatımı ile diğer videolarımızda ve diğer yazılarımızda bulabilirsiniz . mutlu ve sağlıklı günler dileriz ... (ph = potansiyel hidrojen)
 damacana ve şişe sular ile ilgili merak ettiğiniz bilgilere ulaşabilirsiniz ...

SU ICMENIN ONEMI-YASEMIN BRADLEY


YAG YAKTIRAN VE TOK TUTAN GIDALAR?


YAG YAKTIRAN VE TOK TUTAN GIDALAR?

Zayıflamaya karar verdiyseniz mutfağınızdan bu gıfdaları eksik etmeyin...

Bazı gıdaların sağlıklı beslenmede ve kilo kontrolünde rolünün daha önemli olduğu bilinir. Peki, zayıflamaya karar verdikten sonra mutfağınızdan eksik etmemeniz gereken besinlerin neler olduğunu biliyor musunuz? İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya, bu sorunun cevabını veriyor, yağ yaktıran ve uzun sure tok tutan gıdalarla ilgili önerilerini şöyle özetliyor:

YAĞ YAKTIRAN GIDALAR

Yeşil Çay: Araştırmalar gösteriyor ki düzenli olarak yeşil çay içenler, içmeyenlere göre %45 daha yavaş kilo alıyor. Yeşil çay deneklerin iştahını kesme konusunda çok başarılı olmasa da yağ yakımını ve kilo almayı belirgin bir biçimde yavaşlatıyor. İşte bu yüzden her gün en az 1 fincan yeşil çay tüketilmeli.

Kırmızı biber: Acı sevenler sevmeyenlere göre daha şanslı çünkü kırmızı biberin içindeki capsaicin maddesi metabolizmayı hızlandırıyor, vücut ısısını yükselterek enerji harcamaya neden oluyor. Eğer midede bir sorun yoksa yemeklere mümkün olduğu kadar kırmızı biber eklenmeli.

C vitamini, öncelikle kivi: C vitamininin yağ yıkım metabolizmasını hızlandırdığı bilimsel araştırmalarla kanıtlandı. Pek çok hayvan ve bitki kendi C vitaminlerini sentezleyebilirken insanlar bu vitamini dışarıdan almak zorunda. Bir avuç para verilerek eczanelerden besin desteği ilaçları alınmasına gerek yok. C vitamini besinlerden alınmalı. Kivi C vitamin bakımından en zengin gıdadır. 100 gram kivide 400 miligrama kadar C vitamin bulunuyor. Kivi, turunçgillerden 4-6 kat, elmadan ise 40-50 kat daha fazla C vitamini içeriyor. Yetişkin bir insanın günlük C vitamini ihtiyacı 60 miligram olduğu düşünüldüğünde, bir adet kivi bu ihtiyacı rahatlıkla karşılıyor.

Yağsız yoğurt: Günde üç öğün yenen yağsız yoğurt, vücudun hızlı bir şekilde yağ yakmasına yardımcı olur. İçeriğindeki yüksek kalsiyum ve protein sayesinde özellikle bel çevresi ve göbek yağlarının erimesinde sık tüketenler için ciddi avantajlar sağlıyor. Yoğurt yemeyenlerin özellikle bel bölgeleri daha kolay yağlanıyor. Ayrıca yoğurdun içeriğindeki yüksek kalsiyum ve protein kiloların sağlıklı bir şekilde verilmesini sağlıyor.

Su: Hayatın kaynağı olan su, oksijenden sonra en önemli ihtiyacımız. İnsan yemek yemeden haftalarca yaşayabilir, fakat susuz ancak birkaç gün yaşayabilir. Vücudun yüzde 65'i, kanın yüzde 92’si, kemiklerin yüzde 22’si, beynin ve kasların yüzde 75'i sudan oluşuyor. Hücrelerin yaşamsal faaliyetleri, vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesi vücudun su dengesinin korunmasıyla mümkün. Dolaşımı hızlandıran su, yağ yakımını da kolaylaştırıyor. Bu yüzden, zayıflama sürecinde günde en az 2,5 litre su içmeyi unutmayın.

TOK TUTAN GIDALAR

Yulaf kepeği: Son yıllarda adı çok sık duyulan yulaf kepeği insanı uzun sure tok tutuyor. Üstelik düşük glisemik indeksi sayesinde şeker metabolizmasının da dostu. Kan şekerini çok yavaş yükselttiği için ani iştah ataklarını önlüyor, geç acıkılmasını sağlıyor. Bir başka güzel tarafı da bağırsakların çalışmasını desteklemesi. Kabızlık sorunu çekenler mutlaka tüketmeli.

Brokoli: İşte bilim dünyasındaki herkesin üzerinde fikir birliği sağladığı bir besin; kanser savaşçısı brokoli! İçeriğindeki pek çok madde sayesinde brokoli tam bir şifa kaynağı. Vitamin, lif, kalsiyum yönünden de zengin olan brokoli aktif zayıflama sürecinde sofraların baş tacı olmayı hak ediyor. Brokolinin buharda haşlanıp, küçük parçalara bölünüp, üzerine limon, çok az zeytinyağı ve baharatla yenmesi öneriliyor.

Beyaz lahana: Beyaz Lahananın çok düşük kalori değeri, içeriğindeki yüksek lif sayesinde tok tutan gıdalar arasında. Dikkat, lahana denince aklınız başka yerlere gitmesin, son günlerde özellikle internette kendine ciddi bir pazar bulan lahana kapsüllerinden söz etmiyorum. Bildiğimiz pazardan, marketten alınan, öz be öz yapraklı lahanadan bahsediyorum. Pazarlama tuzaklarına sakın aldanmayın, siz siz olun her şeyin doğalını tüketin. Zayıflamaya karar verenler özellikle tüketmeli, “ben kilomdan memnunum” diyenler de haftada bir gün mutlaka yemeli. Ama zayıflayacağım diye günlerce sadece ve sadece lahana çorbası içilmemeli. Unutmayın, beslenme denge işidir, lahanayla ömür geçmez.

Yeşil kabak ve balkabağı: Her iki kabak türü de yüksek lif içeriği sayesinde tok tutanlar listesinin gözdesi! Yeşil kabağın idrar söktürücü etkisinin yanında kabızlığı giderici özelliği de var. Potasyum, fosfor, kalsiyum, magnezyum, sodyum ve demirden zengin olan yeşil kabak çiğken rendelenip salatalara da katılabilir. Lif zengini balkabağı da iyi bir karoten, c ve e vitamini, potasyum ve magnezyum kaynağıdır, üstelik kalorisi de düşüktür. Balkabağı çok az suyla hiç şeker eklemeden haşlanıp, bol tarçın dökülerek yenmesi tavsiye edilir.

Sütlü kahve: Light sütle yapılan bir hazır kahve, zayıflama sürecinde mükemmel bir içecek olacaktır. Ara öğünlerde içilebilen bir fincan kahve ile uzun süre tok kalınabilir. Ama unutulmamalıdır ki her şeyin fazlası zarar.

Hayvansal protein: Her türlü hayvansal protein metabolizmayı çalıştırarak yağları yaktırır. Aynı zamanda tok tutar. Tavuk eti, yağsız köfte, balık, yumurta, kırmızı et veya peynir günlük beslenmede mutlaka olmalı. Saf protein diyetlerinden uzak durulmalı. Hiç karbonhidrat tüketmeden sırf protein yediğinizde belki hızlı kilo verirsiniz ama kalpte ritim bozuklukları, kemik erimesi, tansiyon, kalp-damar ve gut gibi hastalıklar yakanıza yapışabilir.

ntv

NASIL SAGLIKLI OLARAK YASANIR?


NASIL SAGLIKLI OLARAK YASANIR?

Şeker ve undan uzak durarak istediğiniz kiloya ulaşıp ömrünüzü uzatabilirsiniz.

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, insanların sağlık bulması için 'ideal' olarak nitelenen beden kütle indeksinin gavur icadı olduğnu söylüyor. Küçükusta İnsanlara sağlıklı olmaları için illâ "3 kilo vereceksin" veya "vücut kitle endeksini 27'den 25'in altına indireceksin" diye baskı yapmak onlara zarar vermekten başka bir işe yaramaz. Yetişkin bir insan sağlıklı besleniyorsa, yeterince hareketli ise ve sigara alkol kullanmıyorsa kilosu 50 de olsa 100 de olsa fark etmez. Sağlıklı olmanın 12 kuralı vardır. Bunlara uyanlar kiloları ve boyları ne olursa olsun sağlıklı olurlar.

Sağlıklı yaşamanın 12 altın kuralı

1- Rafine şeker ve un ile bunlardan yapılan hiçbir şeyi yememek.
2- Her gün mevsim meyvesi yiyin. Ama sakın aşırıya kaçmayın.
3- Günlük olarak mevsimin organik sebze ve salatalarından bolca tüketin.
4- Haftada bir veya iki gün taze balık yemeyi bakın bırakmayın.
5- Çiftlikte yetişmeyen, merada otlayan veya kümeste büyüyen hayvan ürünlerini (süt, yoğurt, yağ, yumurta, et) tüketin.
6- Yeteri kadar sıvı almayı unutmayın. Yeterli sıvının ölçüsü idrarın açık sarı olmasıdır.
7- Sofranızda tereyağ ve zeytinyağından şaşmayın. Margarin veya başka yağları kullanmayın.
8- Mümkün olduğunca çiğ yemek tüketin. Pişirecekseniz haşlama veya buğulama yapın.
9- Yağda kızartma ve mangaldan uzak durun.
10- Günde 2 öğün yiyin. Aralarda sadece bir avuç badem, ceviz, fındık alın.
11- Günde 10 bin adım veya bir saat süreyle yorulmayacak derecede ve düz yolda yürüyün.
12- Sigara ve alkolden uzak durun.

Vücut kitle endeksi nedir?

Obeziteyi tanımlamak için kullanılan vücut kitle endeksini hesaplamak için ağırlığınızı, boyunuzun karesine böleceksiniz. Mesela, 80 kilosunuz ve 1.60 boyundasınız. 1.60'ın karesi (1.60X1.60) 2.56'dır. 80'i 2.56'ya böldüğünüzde ortaya çıkan 31.25 vücut kitle endeksini gösterir. Bu indekse göre 18,5-25 arası normal, 25-30 arası fazla kilolu, 30-40 arası obez, 40 üstü ise aşırı obezdir.

FARKINDA OLMADAN NASIL KILO VERILIR-YONTEMLERI?


Farkında olmadan kilo verin..

Diyetisyen Derya Zünbülcan farketmeden kilo vermenin 12 altın kuralını sıraladı

Günümüzde fazla kilolar hemen hemen herkesin şikâyet ettiği bir durum. Çeşitli diyet programları insanın kafasını karıştırabiliyor.

1. Kilo vermek istiyorsanız öncelikle yanlış bilgilerden arınmalısınız. Ekmeğimi çıkartsam bana yeter, ya da yediklerini yarıya indirirsem zaten kilo verebilirim gibi düşünceler yeterli ve dengeli beslenerek sağlıkla kilo verme kavramından oldukça uzakta düşüncelerdir. Bu gibi düşüncelerin arınarak zihninizi diyete hazır hale getirmelisiniz.

2. Gereksinimlerin ne kadar olduğu bilinmeden yediklerini bir anda yarıya indirmek ne kadar bilinçsizce yapılan bir eylemse kontrolsüz porsiyonlarda beslenme de o kadar bilinçsiz bir davranıştır. Bu nedenle bilinçsiz besin kısıtlamasına gidilmeden doğru porsiyon kontrolünden de vazgeçilmemelidir. Yağacağınız şey çok basit. Şu anda kullandığınızdan daha küçük tabak ve kâseler kullanarak işe başlayabilirsiniz.

3. Ödül payınızı belirleyin. Kaçamak veya ödül kavramları diyet yaparken suiistimale açık olan en temel kavramlardır. Her gün veya her hafta kendinize belirlediğiniz ödül kalori miktarınız olsun ve bu kalori kadar kaçamak haklarınız. Bu şekilde kaçamakları da kontrol altına alabilirsiniz.

4. Atıştırmalıklarınız üzerinde çalışın. Yabanmersinli cevizli bir kek leziz olduğu kadar sağlıklıdır da... Her dilim de hem sağlık hem tat almanın keyfine varın. (Tabii ki kekiniz az yağlı ve az şekerli olmalı.)

5. İçecekleriniz gününüzü belirler. Şekerli, alkollü, asitli içeceklerden uzak durarak taze sıkılmış meyve suyu, boza, ayran gibi sağlıklı içeceklere yönelmelisiniz. Soğuk kış günlerinde sıcacık bir fincan salep, sıcak yaz günlerindeyse bir bardak taze sıkılmış meyve suyu güzel bir alternatif olabilir. Üstelik bir çay bardağı salep veya 1 küçük bardak meyve suyu yaklaşık 100 kalori.

6. Hava soğuk yada sıcak diye egzersizden vazgeçmeyin. Dışarı çıkamıyorsanız evde hareketinizi arttırmayı deneyin. Bunun için egzersiz DVD'leri ve egzersiz uygulamalarından faydalanabilirsiniz.

7. Bilirseniz yanlış beslenmek istemezsiniz. Tükettiğiniz besinleri bir ajandaya not edin. Yazmaya başladığınız anda şu ana kadar hiç fark etmediğiniz kadar fazla yediğinizi göreceksiniz bir süre sonra yazmak bile yaptığınız yanlışları fark edeceksiniz.

8. Nutrisyonel kalitesi yüksek bir kahvaltı edin. Araştırmalar kahvaltı eden bireylerin kahvaltıyı atlayanlara göre daha sağlıklı kiloda olduğunu gösteriyor.

9. Gökkuşağı gibi renkli beslenerek besinleri konforunuz için kullanın. Daha sağlıklı bir zihin için kuru erik, güzel bir cilt için kuru kayısı. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün... Her besinin beslenmemizde ayrı bir önemi olduğunu fark ederek beslenmenizde çeşitlilik yaratın.

10. Tükettiğiniz besin çeşidini sayın. Sağlıklı olabilmek için farklı besinlerden uygun miktarlarda yememiz gereklidir. Bir gün içerisinde tükettiğiniz besin çeşidini not ederek bir skor oluşturun. Ve yedi günün sonunda haftanın skor ortalamasını bulun. Her hafta skor ortalamanızı yükseltmeye çalışın.

11. Arkadaş grubunuzu koordine edin. Veya sizinle aynı hedefi paylaşan kişilerden bir grup oluşturun. Kilo vermek üzere kullanabileceğiniz yeni tarifeler denemek, alternatif diyet yemek ve tecrübelerini keşfetmek bu yolda yalnız olmadığınızı hissetmenizi sağlayarak motivasyonunuzu arttırabilir.

12. Başarınızı kutlayın. Ancak bu kutlama sonucu elde ettikleriniz besine dayalı olmayan ödüller olsun. Uzun süredir almak istediğiniz bir kitap, gitmek istediğiniz bir film veya yardıma muhtaç birine yapacağınız içinizi rahatlatan bir iyilik sizin yenilenme ödülünüz olabilir.
KYNK:LEYDİTÜRK

ORGAZMI HANGI POZISYONLAR TETIKLER?


ORGAZMI TETİKLEYEN BİR POZİSYON VAR MI?

Orgazma ulaşmanın matematiksel kesinlikte bilinen bir yöntemi yok. Ama kadınların, klitorisin uyarılmasıyla orgazma ulaştıklarını biliyoruz. Erkeğe baskı altında tutulduğu hissi veren, kadının üstte olduğu ve G noktasının en çok uyarıldığı pozisyon orgazma ulaşmak için ideal.

Bu pozisyon erkeğin boşalmasını da geciktirdiği için kadına peş peşe orgazm yaşatabilir.

Psikolog Gülüm Bacanak, kadınların tümünün klitoral orgazm yaşayabileceğini, deneyim kazandıklarında ise vajinal orgazmı tadabileceklerini söylüyor.

Cinsel ilişkide kadına asıl zevk veren penisin vajina içindeki hareketi değil, klitorise yaptığı sürtünme ve baskıdır. Bu baskıyı artıracak pozisyonlar kadının daha kolay orgazm olmasını sağlayabilir. Tabii her kadının zevk aldığı pozisyon farklıdır. Ancak çoğunlukla kadının üstte olduğu pozisyon, kadın kontrolü sağlayabildiği ve ilişkinin ritmini ayarlayabildiği için tercih edilen bir pozisyondur.

Yine klasik misyoner pozisyonunda da partnerle yüz yüze olunduğu ve klitorise uygulanan baskı yoğun olduğu için alınan zevk artabilir. Kendileri için en uygun pozisyonu yine çiftlerin deneyerek bulması mümkün. Bunun için çiftlerin yeniliklere açık olması çok önemlidir.

CİNSEL İLİŞKİDE HEP AYNI SIRAYLA AYNI HAREKETLERİ YAPMAK, AYNI POZİSYONLARDA SEVİŞMEK PROBLEM YARATIR MI?

Kaliteli bir seks hayatına sahip olmak ve orgazma ulaşmak için çiftlerin birbirlerinin kişiliklerini ve bedensel özelliklerini çok iyi tanımaları gerektiğini, geliştirdikleri bazı alışkanlıklar ve ritüellerle karşılıklı daha fazla zevk alabileceklerini biliyoruz. Yani eğer iki taraf da ilişkiden tatmin oluyorsa,
bazı belirli ritüelleri izlemek ve uygulamak sorun yaratmayabilir.

Ama yine de heyecan ve adrenalin anlamına gelen seks hayatının sürprizlerle, hayal gücü ve yaratıcılıkla beslendiğini de unutmamalıyız. Partneriniz sizi ne kadar heyecanlandiriyorsa heyecanlandırsın, sürekli aynı sırayla aynı hareketleri yapmak aranızdaki ateşi söndürebilir.
Eninde sonunda farklı pozisyonlar ya da farklı mekanlar denemek isteyeceksiniz.

Partnerinizle rutinleşen seks hayatınızı canlandırmanız kolay olmayabilir. Bunun için çaba sarf etmek, hayal gücünü ve yaratıcılığı her fırsatta devreye sokmak gerekiyor. Uzmanlar da cinsellikte ayıp, yasak ya da tabular olmadığını, çiftlerin hemfikir oldukları sürece her türlü sevişme stilini ya da pozisyonunu deneyebileceklerini söylüyor.

Cinsel ilişki sırasında sürekli olarak aynı şeyleri tekrarlamak işleri monotonlaştırıp sıradanlığa düşülmesine neden olabilir. Ancak bazen cinsel deneyimsizlik, bilgisizlik, bazı pozisyonları takıntı haline getirip başka pozisyonlardan zevk alamama ve kimi bedensel özellikler (aşırı kilolu, çok zayıf olma gibi) nedeniyle hareket özgürlüğünün kısıtlanması, sadece belli pozisyonlarda sevişmeyi gerektirebilir.

Çiftler konuşarak, deneyerek, bu konuda kitaplar okuyup filmler izleyerek cinsel ilişki pozisyonlarını çeşitlendirebilir. Bu sayede seks hayatlarını renklendirip, keyfili bir hale getirmeleri de mümkün olabilir.

COCUKLARDA TIRNAK YEME VE PARMAK EMME PROBLEMI?


Çocuklar neden parmak emer?

Çocuklarda parmak emme genellikle yanlız kaldığında ve uykuya dalarken görülür.

Parmak emmeye bebeklerin tümünde rastlanmasının en önde gelen nedeni yeni doğan bebeklerin parmak emmeyi daha anne karnında öğrenmiş olmaları ve doğuştan sahip oldukları en güçlü reflekslerden birinin emme refleksi olmasıdır.

Parmak emme doyum sağlamaya yönelik bir davranıştır. Bu davranış çocuğun iç sıkıntı ve gerginliklerini azaltma çabası olarak görülmektedir. Çocuklar parmak yerine emzik, bez parçası ya da elbise ucu da emebilirler. Genel olarak çocuk yalnız kaldığında ve uykuya dalarken görülebilir.

Anne memesini az almış, emzik kullanmamış ya da emzik emmesi zorla bıraktırılmış çocuklarda daha sık rastlandığı söylenmektedir.

Bir sorunun habercisi

Tırnak yeme davranışında olduğu gibi zorla bıraktırmaya çalışma bu davranışı daha da pekiştirebilir. 3-4 yaşlarında bu alışkanlığın kendiliğinden yok olması beklenir. Bu yaştaki çocuklar için herhangi bir zararı yoktur. Ancak 5-6 yaşına kadar devam etmesi durumunda bir sorunun habercisi olabilir.
Çocuklar yetişkinler gibi üzüntülerini, istediklerini, istemediklerini konuşarak dile getiremeyebilirler. Üzüldüklerinde, kaygılandıklarında, çözümsüz kaldıklarında, yalnız hissettiklerinde bu davranışta bulunabilirler. Yani parmak emme ya da tırnak yeme çocuğun herhangi bir sorunun ya da psikolojik problemin dile getiriliş şekli olabilir.

Tırnak yemenin nedenleri nelerdir?

Çocuklarda tırnak yeme, vücudunun herhangi bir yerini yolma, dudak ısırma, bazı eşyaları ağza alma ve el ayak sallama gibi tekrarlanan hareketler gözlenebilir. Tırnak yeme genellikle 3-4 yaşlarında başlar, ergenlik döneminde artar ve ergenlik sonrası erişkin dönemde azalması beklenir. Fakat bu her zaman böyle olmaz. Bazen yetişkinlerde de aynı şiddette devam ettiği gözlemlenir.

Çocuklarda tırnak yeme gerginliğin bir sonucu olarak ortaya çıkabilir. Çocuklar daha çok sıkıntılı dönemlerinde tırnak yer. Her tür olumsuz duygu durumlarında çocukların tırnak yediği görülmektedir.

  • Korku ve kaygı,
  • Ailede öfke, şiddet ve saldırganlık,
  • Kendine güvensizlik,
  • Kıskançlık,
  • Aşırı kontrolcü aile ortamı,
  • Evde tırnak yiyen bir model,
  • Aile içi sorunlar ve çatışmalar,
  • İlgi ya da sevgi eksikliği,
  • Okul ya da ev değişikliği

Aile çocuktaki tırnak yemeyi önlemek için bazı önlemler almaya çalışır. Örneğin; tırnaklara oje sürülür, eller cep (ya da eldiven) içinde tutulmaya çalışılır. Fakat bu kısıtlamalar ortadan kalktığı takdirde tırnak yeme alışkanlığı geri döner. Tırnak yemeyi önlemede en önemli aşama çocukta bu olaya neden olabilecek gerginlik ve sıkıntı yaratan durumun veya durumların tespiti ve bunun ortadan kaldırılmaya çalışılmasıdır. Çocuğun sürekli sözel uyarı alması sorunu çözmez hatta artırır. Bu yaklaşım çocukta kendisi ile değil tırnakla ilgileniliyor izlenimi bırakır ve zaten sıkıntılı olan çocuk için daha çok sıkıntı verici durum olur.

Anne ve baba ne yapmalı?

Olayı telaşa kapılmadan sabırla karşılamak ve sürekli ilgilenmekten kaçınmak. Aile içinde sürekli aynı alışkanlığı konu edilerek dikkatleri çocuk üzerine çekmek, bu nedenle telaşa ve gerginliğe girmek ve çözüm amacıyla çocuğu sürekli eleştirmek yanlış anne baba davranışları arasında sayılır.

Okul yaşında parmak emme ve tırnak yeme, öğretmenin uyarısı, anne babasının eleştirisi hatta arkadaşlarının alaylarına karşın bu alışkanlığını sürdürür. Bu durumda çocuğa yapılan olumlu tavsiye ve açıklamalarla psikolojik açıdan uyumunun sağlanması sorunu ortadan kalkmasına neden olabilir. Burada önemli olan bir gerileme belirtisi sayılan bu alışkanlığı oluşturan etkenlerin anne baba tarafından keşfedilerek ortadan kaldırılması ondaki gerginliği azaltır. Böylelikle bu gerginlikten kaynaklanan alışkanlıklar da zamanla kaybolur. Tırnak yemenin ve parmak emmenin yaşla azalması da beklenir.

Yoğun yaşandığını düşündüğünüz bu davranışları çözmeye çalışmadan önce aile sisteminizin işleyişine çocuğunuzla kurduğunuz ilişkideki karşılıklı duygu alışverişinize ve bütün bu davranışları etkileyebilecek başka faktörlerin olup olmadığına dikkatlice bakmak gerekir. Sıklıkla tekrar eden ve çocuğun sosyal uyumunu bozan davranışlarda ise bir uzmana başvurulması gerekir.

8 Ocak 2013 Salı

EVDE DEKORATIF DOGAL SUSLEMELI MUMLUK NASIL YAPILIR?

EVDE DEKORATİF DOĞAL SUSLEMELI MUMLUK NASIL YAPILIR?

Malzemeler:

- Kurutulmuş çiçekler, dallar, çam kozalakları,çam yaprakları  (gerçek ya da sahte)
- LED mumlar-PİLLİ(!) (Amazon.com'dan alabilirsiniz)
- Vazo veya kavanoz














EVDE IMITASYON BILEKLIK YAPIMI?










KARTANESI SEKLINDE MUM ALTLIGI NASIL YAPILIR?


KARTANESI SEKLINDE MUM ALTLIGI NASIL YAPILIR?

Malzemeler:
- Çeşitli boyutlarda rondelalar( Metal Pullar)
- Metal  yapıştırıcı 
- Yağlı kağıt
- İsteğe bağlı: süs için tel veya ip









EGZERSIZ YAPMAYI NASIL IHMAL ETMEM?


Egzersiz nasıl vazgeçilmeziniz olur?

Egzersiz rutininize ara vermenizin, egzersizden kaytarmanızın hatta hiç başlayamamanızın en önemli nedeni hep "zaman darlığı" değil mi? Aslında günde 20-30 dakika ayırarak birçok sağlık riskini bertaraf etmek, daha ince, daha fit görünmek o kadar da zor değil. İşte size egzersiz yapmayı sevdirecek 8 öneri.

İlk iş, endorfinlerinizi tanıyın 

Uzmanlar endorfin hormonlarının insanlara egzersizi sevdirdiğini belirtiyor. Bu hormonlar vücudun ağrı kesicileri, stres hafifleticileri olmanın yanı sıra fiziksel aktivite sonucu salgılanıyorlar. Endorfinlerin vücuttaki etkisi iki şekilde görülüyor: Vücuttaki diğer kimyasallara bağlanarak egzersiz yaparken ağrıyı önlüyor ya da vücuda sinyal göndererek dopamin salgılamasını, dolayısıyla da egzersizden zevk alınmasını sağlıyor.

Sınırlarınızı zorlayın 

Eğer egzersiz sırasında ya da sonrasında endorfin yükselmesi yaşamadıysanız, bu yeterli egzersiz yapmadığınızı gösteriyor. Uzmanlar, herkesin endorfin üretiminin birbirinden farklı olduğunu ama bunu harekete geçirmek için ağır ve şiddetli egzersiz yapmak gerektiğini belirtiyor.

Kişisel fitness egzersizinizi bulun 

Fitness uzmanları, spor yapan kişilere kendinizin antrenörü olun önerisinde bulunuyor. Çalışırken farklı kişiler için hazırlanan egzersiz programları yerine, size uygun olan, düzenli olarak yapabileceğinize inandığınız bir program seçin. Örneğin; sabah mı yoksa öğlen mi daha verimli çalışıyorsunuz? Açık havada mı yoksa salonda mı çalışmayı seviyorsunuz? Sizin için egzersiz, ‘benim zamanım’ anlamına mı geliyor, yoksa ‘arkadaşlarla geçirdiğim zaman’ anlamına mı? Rekabetçi biri misiniz, nasıl olsa olur mu dersiniz? Sizi çalışırken ne durdurur? Yoksa her şeye rağmen devam eder misiniz?

Egzersizlerinizi planlayın

Eğer dürüstçe, planlamadan da düzenli egzersiz yapabiliyorum diyebiliyorsanız, bu çok iyi. Ama diyemiyorsanız, kendinize bir plan yapın. Sizin için uzun süreli, belki de aylık planlar yapmak çok önemli, yalnızca bir haftasonu yürüyüşü için bile. Aksi takdirde, egzersiz yapamayacağınızı unutmayın. Ve gerçekçi olun! Eğer cumartesi akşamı katılacağınız bir davet varsa, pazar sabahı yüzmeyi planlamayın.

Saat hesabına takılmayın

Sizin gibi çalışan biri için, haftada beş kez egzersiz yapmak ulaşılamaz bir hedef gibi görünüyor. Bu nedenle günleri unutun ve kendinize hedef dakikalar seçin. Bir haftada 10.080 dakika olduğuna göre kendinize hedef süre belirleyin ama günde en az 60 dakika egzersiz yapın. Birkaç hafta mümkün olduğunca hedefinizin üstüne çıkmayı deneyin ancak her zaman en azından minimum süreyi tutturmaya çalışın. Ve unutmayın, bu bir seferde olmak zorunda değil.

Sabırlı olun 

Bir spor dalını veya aktiviteyi hemen sevmeyi beklemeyin. Unutmayın, seçtiğiniz egzersize bağlanmanız uzun sürebilir, bu da spora bakış açınızı gölgeleyebilir. Ama mutlaka ona bir şans verin! Gerekirse çalışmalarınızı ağırdan alın. Bu sayede hızlı bir başlangıç yapıp, kendinizi yaralama riskinden de kurtulabilirsiniz. Tamamladığınız her seans sonunda daha sağlıklı, daha heyecan verici ve zinde bir hayata adım attığınızı hatırlayın.

Doğru hedefler saptayın 

Kendinizi bir atlet gibi hissetmeseniz de konulan hedeflere uymak, görünüşe bağlı hedeflere uymaktan daha kolay olacaktır. Bir şeyler yapmanın verdiği kendine güven duygusunun yanında, güzel ve fit görünmek sizin için bonus değerindedir. Beş kilometrelik bir yarış yeni başlayanlar için harika bir deneyim olabilir. Bu konuda bir destekçiniz olması sizi çok daha iyi motive eder.

Yalnızca 10 dakika ayırın

Yağmur yağıyor, yorgunsunuz, erkek arkadaşınızı tüm hafta boyunca görmediniz. Egzersiz yapmamak için nasıl bir bahaneniz olsa da, 10 dakika bekleyebilir, değil mi? Kendinize yalnızca 10 dakika egzersiz yapacağınızı söyleyin. Bunun herkes için ulaşılabilir bir hedef olabileceğini unutmayın.

BEYNI DINAMIK VE CANLI TUTMANIN YOLLARI?


BEYNI DINAMIK VE CANLI TUTMANIN YOLLARI?

Minneapolis Nöroloji Kliniği'nde hafıza üzerine 30 yıldan fazla çalışan nöroloji uzmanı Fritz Strobl'dan 10 tavsiye. Zihnimi nasıl canlı ve keskin tutabilirim?

İŞLEYEN DEMİR IŞILDAR
Beyin egzersize ihtiyaç duyan bir organdır öncelikle bunu asla unutmayın. Beyin vücudumuzun bilgisayarıdır ve devamlı yeni bir bilgiye ihtiyaç duyar. Atalarımızın söylediği "işleyen demir ışıldar" sözü aslında en çok da beynimiz için geçerlidir. Bulmaca çözmek, satranç, dama gibi oyunlar oynamak, gazete okumak gibi her gün yapacağınız basit aktivitelerle beyin egzersizi yapmış olursunuz.

FİZİKSEL EGZERSİZİ İHMAL ETMEYİN
Spor sağlıkla ilgili gereksinimlerin hepsinde karşımıza çıkıyor. Ruh sağlığı, kalp sağlığından diyabete kadar bedensel hastalıkların hepsinde ve beynimiz için de. Egzersiz yaptığınızda beyninize kan hücum eder ve egzersiz ayrıca depresyonu atlatmanıza, moralinizi düzeltmeye de yarar. Hatta vücudun yeni beyin hücresi üretmesine yardımcı olur. Günlük 30 dakika tempolu yürüyüşle egzersize başlayın.

SİGARA VE FAZLA ALKOLDEN UZAK DURUN
Sigara içmek sadece yaşam sürenizi kısaltmaz aynı zamanda felç riskini de artırır. Beyin bu süreçlerden büyük zarar görür. Fazla alkol alan kişiler için de durum oldukça tehlikeli. Alkolün beyne verdiği zarar kolay farkedilmiyor ama geri dönülmez sonuçlar doğuruyor.

İYİ BİR GECE UYKUSU UYUYUN
Ne kadar uyumalıyım sorusunun tek bir cevabı var; "Sabah kalktığınızda kendinizi dinç hissettirecek kadar." Uzmanlara göre bu 6 saatte olabilir 10 saatte olabilir. Düzenli uyku hafızanızı korumaya yardımcı olur. Eğer devamlı olarak uykunuz bölünüyorsa ya da horlama şikayetiniz varsa doktora görünmelisiniz. Ayrıca bu uyku apnesinin de göstergesidir.

SAĞLIKLI YİYECEKLER TÜKETİN
Beynin ihtiyaç duyduğu oksijen ve glukoz çok kritik ihtiyaçlardır ve beyin bunları depolayamaz bu yüzden kandaki düzeyler dikkatle incelenmelidir. Kolestrol ve damar içi yağlanma damarların tıkanarak beynin beslenmesine de engel olur. Günlük besinlerinizde omega-3 içeren ceviz, balık gibi besinleri asla ihmal etmeyin. Ayrıca büyükannelerin "kahvaltı yap zihnin açılsın" tavsiyesinin de doğruluğu da kanıtlandı. Dengeli bir kahvaltı yapmanın beyin fonksiyonlarını artırdığı ve zekayı geliştirdiği ortaya çıktı.

HER YIL DÜZENLİ OLARAK GENEL MUAYENEDEN GEÇİN
Genel muayenenin önemli ülkemizde yeteri kadar anlaşılamasa da birçok ciddi hastalığın erken teşhisini ve önlenmesini sağlıyor. Genel muayenede tiroid seviyeleri, B12 Vitamini ve D vitamini seviyelerinin olduğu rutin kan testleri muhakkak olmalı. Bu sonuçlarda bir takım dengesizlikler tespit edilirse vitamin takviyeleriyle ilerlemeden sorun çözülebilir.

YAPILACAKLAR LİSTESİ YAPIN!
Yapılacaklar listesi gününüzü planlamak için en iyi yoldur her zaman. Gözünüzün önünde bir liste olması demek kafanızın başka şeylerle meşgul olmaması ve işlerinizi bir sıraya rahatça koyabilmeniz demektir.

KAHVE ÇAY VE ÇİKOLATA ORTALAMA BİR MİKTARDA FAYDA SAĞLAR
Günde bir fincan kahvenin Alzheimer'a karşı etkili bir savunma sağladığı son yapılan araştırmalarda bulundu. Ayrıca kahveden daha az miktarda kafein barındıran çayın içinde daha fazla antioksidan bulunuyor. Çikolata da lezzetli olmasının yanı sıra kafein içeriyor ve beyin fonksiyonlarının harekete geçmesini sağlayan maddeler içeriyor. Ayrıca bitter çikolata da daha faydalı bulunuyor.

SEKS VE BEYİN
Araştırmalara göre insanların birçoğu için seks "beyinde" yaşanıyor. Aşık olunan insanla yaşanan cinsellik çok daha fazla rahatlama sağlıyor ve daha sağlıklı. Ayrıca seksin stres hormonunun salgılanmasını azalttığına dair kanıtlar var.

SOSYALLEŞİN
Yeni insanlar tanımak, iletişim kurmak, eğlenmek zihni harekete geçirir ve taze tutar. Ayrıca iyi dostlarla güzel vakit geçirmek stresi önler. (Hürriyet)

7 Ocak 2013 Pazartesi

MUTFAK ALISVERISININ PUF NOKTALARI-NELERE DIKKAT EDILMELI?


MUTFAK ALISVERISININ PUF NOKTALARI-NELERE DIKKAT EDILMELI?

Siz mutfak alışverişlerinizi nasıl yapıyorsunuz?
Mutfak alışverişi nasıl yapılmalı? Nelere dikkat edilmeli?
Ev hanımları ya dolabındaki malzemelere göre bir yemek yapar ya da alışverişe çıkarak eksikleri tamamlar. Ama dikkat edilmesi gereken şeyse alınan gıda ürünlerinin taze olmasıdır.


BALIK ALIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİ?

Tazesi çok yararlı olduğu halde, bayatı da hayatı tehdit edecek kadar tehlikelidir. Balık satın alırken şu hususlara dikkat edin:

1- Balığı güvendiğiniz balıkçıdan alın.

2- Gözlerine iyice bakın. Taze balığın gözleri canlı ve siyahtır.

3- Taze balığın göz bebekleri dışa doğru bombelidir. Bayat balığın ise gözbebekleri çökmüştür, gözleri mat ve donuktur.

4- Elinizi etine bastırın. Taze balığın eti sert, bayat balığın eti yumuşaktır.

5- Taze balığın derisi kaygan bir jelatin sıvısıyla kaplıdır. Bayat balığın derisi kurudur. Solungaçları kiremit rengindedir.

6- Balığı koklayın. Kokusu ağır ise balık bayattır.

7- Buzluklarda bekletilmiş balıklar sizi yanıltabilir, onun da eti serttir. Bu takdirde yapacağınız şey balığın gözlerine bakmaktır. Gözleri donuk ve gözbebekleri çökükse bilin ki buzhanede bekletilmiştir.

8- Özellikle İstanbul'daki seyyar balıkçıların bazıları kovaya ya da leğene bayat balık koyup içine de bir iki canlı balık atıyorlar. Canlı balıklar suyu dalgalandırdıkça ötekiler de canlıymış gibi bir izlenim uyandırıyor. Bu oyuna gelmeyin.

ET ALIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİ?

Birçok yemeğimize kattığımız ya da tek başına tükettiğimiz, soframızın baş tacı olan eti satın alırken şu hususlara dikkat etmeliyiz:

1- Çok mecbur kalmadıkça hazır kıyma almayın. Halk sağlığını hiçe sayan bazı satıcılar hazır kıymaların içine, kafa eti, yürek, akciğer, yağ gibi besin değeri az, üstelik kanda lipid ve kolesterol yapan sakatat katıyorlar. Marketlerden ya da tanzim satış mağazalarından kıyma değil parça et satın alın.

2- Kıymayı kasabınızdan alın ve gözünüzün önünde kıydırın.

3- Bazı etler uzun süre buzhanelerde dondurulmuş olarak bekletildikten sonra piyasaya sürülüyor ya da donmuş et olarak başka ülkelerden ithal ediliyor. Buzları çözülmüş bir etin yeniden buzlukta saklanması, içinde bakterilerin, zararlı mikropların çoğalmasını kolaylaştırır. Bir eti satın almadan önce dondurulmuş et olup olmadığını öğrenmenizde büyük yarar var.

4-Bir etin önceden dondurulmuş olup olmadığını söyle anlayabilirsiniz: Tabağa koyun ve bekletin. Fazla kan bırakıyorsa bu et önceden dondurulmuş demektir.

5-Kasaptan kıymanızı günlük ihtiyacınıza yetecek kadar alın. Kıymayı buzlukta donmuş olarak fazla bekletmeyin. Donmuş kıymanın içinde bakteriler daha kolaylıkla ürer.

YUMURTANIN TAZE OLUP OLMADIĞINI NASIL ANLARIZ?

Taze yumuria ne kadar yararlıysa, bayatı da o kadar zararlıdır. Bir yumurtanın taze olup olmadığını su Şekilde anlayabilirsiniz:

1- Yumurtanın içinde "hava odası" denen bir hoşluk vardır. Yumurtayı güneşe doğru turun ve bu boşluğa bakın. Boşluk büyükse yumurta bayat, küçükse tazedir. Aynı şeyi bir mum yardımıyla da yapabilirsiniz.

2- Yumurtayı içi tuzlu su dolu bir kaba atın. Egcr dibe çökerse çok tazedir. Bu yumurtayı rafadan yiyebilirsiniz. Yumurta suyun ortalarında ise fazla bayat değil, Bu yumurtayı ancak yağda pişirerek yiyebilirsiniz. Yumurta suyun yüzünde dalgalanıyorsa yapacağınız ilk iş onu atmak olmalıdır.

3- Yumurtanın çok tazesi de makbul değildir. Evinizde tavuğunuz varsa, yumurtayı tavuktan çıkar çıkmaz tüketmeyin. İki üç gün bekletin.

TAVUK ALIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİ?

1. Paketlerde hazır olarak satılan dondurulmuş tavuk ve piliçler var. Bunları almayın. Çünkü taze olup olmadıklarını anlayamazsınız.

2. Bayat tavuğun eti gevşektir, pelte gibidir. Pişirildiğinde bu et kırmızıya çalar.

3. Tavuğu kasabınızdan alın.

4. Köy tavuğunun eti çiftliklerde üretilen tavuklardan dahalezzetli ve daha niteliklidir. Köy tavuğu, suni yemle değil, doğal gıdayla, yani doğa içinde beslendiğinden, yediği otlar, taneler ve diğer besinlerde bulunan gıdaları da içerir. Bu nedenle vitamin ve madensel tuzlar
yönünden bu et zengindir.

5. Ucuzdur diye, boyun, kanat, taşlık, yürek gibi tavuk ve piliç sakataUna rağbet etmeyin. Yemeğe lezzet katabilirler ama bu sakatatın besin değeri azdır.

SÜT ALIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİ?

Süt alırken dikkat edeceğiniz husus, içine su katılıp katılmadığıdır. Bunu şöyle anlayabilirsiniz: Bir yorgan iğnesini iyice temizleyip sütün içine sokun. Sonra, iğneyi yatay durumda tutup ucuna bakın. Eğer iğnenin ucunda süt damlası kalmışsa içine su kaulmamış demektir, iğnenin ucunda süt yoksa içine su katılmıştır.

COCUKLARLA DOGRU ILETISIM NASIL KURULUR?


COCUKLARLA DOGRU ILETISIM NASIL KURULUR?

Çocuğunuzla iletişim kurarken bu ayrıntılara dikkat

Anne ve babalar çocuklarına ne öğrettiklerininfarkında olmalı.

Uzman psikolog Vildan Çelik, çocukların daima çevresinden moral aldığını belirterek, anne ve babaların çocuklarına ne öğrettiklerinin farkında olması gerektiğini söyledi. Çelik, çocukların sürekli çevresindekileri izlediğini kaydederek, "Çocuklar gördüklerini hafızaya alırlar, başka bir ifadeyle repertuvara eklenecek materyaller aileden gördüklerinde toplanır" dedi.

Çocuk sahibi olmak isteyen her ebeveyn adayının, anne babalık hakkında bilgi birikimi edilmesini gerektiğini ifade eden Çelik şöyle konuştu:

"Bu konuda yazılan kitapları okumalı, gerekiyorsa uzmanlardan yardım almalılar çünkü çoğu kez bu harika varlıklara farkında olmadan anne babanın repertuvarı yüklenir. Repertuvar dediğimiz şey, ebeveynin psikolojik dinamikleridir. Çocuğumuzu yetiştirirken bir de bakmışız ki o da bizim kadar titiz, bizim kadar başarı odaklı, bizim kadar korumacı ve kaygılı olmuştur. Bu gibi tutumlar, en genel anlamda çocukta 'esneklik' kavramı oluşumunu sekteye uğratır. Kişiliğin esnekliğini kazanamaması, hayata ve insanlara dar açıdan bakmaya neden olabilir. Anne baba çocuğuna çoğu kez iyi niyetle yaklaşır fakat çocuğun hayatı öğrenebilmesi için belli ölçülerde sıkıntılarla baş etmeyi öğrenmesi gerekmektedir. Örneğin her düştüğünde kaldırılan, her hatası örtbas edilen çocuk problemlerle yüzleşemeyeceğinden, çocuğun iç görü kazanımı sekteye uğrayabilir. Dikkat çekici bir nokta da şudur: Pek çok anne baba şikayetçi oldukları davranışı çocuklarının yanında kendileri sergiler. Örneğin çevredeki insanların rahatsız olacağı endişesiyle çocuğu susturmak için ona yalan söylemek, bu davranışı çocuk için de meşru hale getirir. Benzer şekilde, ebeveynin bir gün 'olur' dediği konuya ertesi gün 'olmaz' demesi çocukta tutarsız davranışlar başlatabilir."

Çocuklarınızın yaptığı her şeyden şikayetçi olmayın

Anne babaların çoğunun çocuklarının ders çalışmamasından, kitap okumamasından yakındığını belirten Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çoğunlukla bu anne babalar ailece kitap okumak yerine, onların yanında renkli, ışıklı ve içinde dünyaları barındıran bilgisayarın başında sürekli meşgul olurlar. Ya da mutlu olsun diye çocuğa sınırsız bilgisayar hizmeti sunarlar. TV izlemeyi kitap okumaya tercih eden babalar da bu örnekler arasında sıralanabilir. Başkasının arkasından olumsuz hitaplarda bulunmak, daha derine de inebiliriz, örneğin her şeyden şikayetçi olmak, sürekli eleştirici bir tutum sergilemek, hiç gülümsememek, devamlı sorumluluklardan söz etmek, yaptığımız hatalar üzerinde konuşmamak ve tabii ki çocuktan gerektiğinde özür dilememek adeta bir tiyatro sahnesindeki gibi onlara gösterilir. Biz yetişkinler, çocukların hataları için özür dilemesini, yaramazlık yapmamasını ve her sözü dinlemesini isteriz fakat çoğu kez biz sesimizi yükselttiğimizde onlardan özür dilemeyiz, hata yaptığımızda bunu telafi edecek bir açıklama yapmayız."

Çocuklar ailelerin yaşadığı sıkıntıları fark eder

Ebeveynlerin çocuğunda gözlemlediği davranış değişikliklerinin çevredeki olumsuzluklardan da kaynaklanabileceğini vurgulayan Çelik sözlerini şöyle sürdürdü:

"Anne babanın özel hayatı, geniş aile ile ilgili meseleler de olumsuz sonuçlar doğurabilir. Çocuklar direkt olarak olay sahneye bakmasalar bile çevresinde dönüp duran her şeyin farkında olurlar. Fakat çevresinde değişkenlik gösteren her türlü davranıştan (yetişkinlerin yüz ifadelerinden, ses tonundan) ters giden bir şey olduğunu anlarlar. Bunu bizim gibi tanımlayamazlar ve bizim kullandığımız dilde değil, farklı şekillerde ifade ederler. Örneğin aile içinde sert tartışma, hakaret ve hatta şiddet gibi sahnelere şahit olan çocuklarda alt ıslatma, tırnak yeme, parmak emme, kardeşine/arkadaşına vurma, anne babaya karşı asileşme veya bağırıp çağırma gibi davranışlar ortaya çıkabilir. Çocukların yaşına göre bu davranışlar değişiklik göstermektedir. Okul çağı çocuklarında derslere ilgisizlik, arkadaşlarına zarar verme, öğretmenine yalan söyleme ve yine öfke patlamaları verilebilecek diğer örnekler arasındadır."

Çocuklarımızı dikkatli dinlemeliyiz

Çocuk yetiştirmede en temel noktanın anne babaların onlarla yaşadıkları sıkıntılarda onlara olan yaklaşımları olduğuna dikkat çeken Çelik, "Bir anne veya babanın çocuğunu sabırla dinlemeyi bilmesi önemlidir. Onu dinlerken, bir konuyu konuşurken çocuğun seviyesine inmek, göz teması kurmak gerekir. Önerdiğimiz teklif hoşuna gitmediğinde sert tepki gösterebilir, hoşumuza gitmeyen davranışlar sergileyebilir. Sabırla ifadelerimizi tekrarlamak gerekebilir. Onlara verdiğimiz tepkiler kontrollü olmalı, çocuğumuz bizim yaşıtımız veya rakibimizmiş gibi olmamalıdır. 'Kardeşine vurma' dediğimizde biz de bir şamar yiyebiliriz. Bu durumda biz de onun gibi karşılık verecek olursak çocuğa sadece karşılıklı vuruşmayı öğretmiş oluruz. Çocuk sadece o an ile kalmaz, başta aile üyeleri olmak üzere hayatının her alanına öğrendiği bu davranışı uygulamaya başlar" şeklinde konuştu.

Anne ve babalar sıkıntı yaşadıklarında neler yapmalı?

Anne ve babaların çocuklarına bebek gözüyle bakmamaları gerektiğini belirten Çelik, şöyle konuştu:
"Günümüz toplumunda çocuklar dört duvar arasında yetişmek zorunda kalıyorlar ve muhatap alacakları kişiler çoğunlukla sadece aile üyeleri oluyor. Anne babaların onlara 'çocuk gözlüğü' ile bakmaları ve karşılaştıkları her sıkıntıda yukarıda da bahsettiğimiz gibi, 'Bu davranışı benden görmüş olabilir mi?' sorusunu akıllarına getirmeleri gerekmektedir. Bu sorular çoğaltılabilir: Onun yanında hiç dedikodu yaptım mı? Oyununa dalmış bizi duymaz deyip başkasına hakaret ettim mi? Onun yanında iken yorgunum deyip televizyon mu izledim? Hiç dinlenmek için ailece kitap okuma saati yaptık mı?, Eşimle olan tartışmalarımıza hiç şahit oldu mu? Onunla konuşurken nasıl bir tutum sergiledim?, Kardeşinin veya başkalarının yanında onu azarladım mı? Yaptığı hoş olmayan davranışla ilgili onu ne kadar dinledim?, Ben arkadaşımla sohbet ederken bana bir şeyler sorduğunda onu duymamazlıktan gelmiştim. Şimdi aynı şeyi o bana yapıyor olabilir mi? Bu sorulara yanıt 'evet' ise, ebeveyn kendi davranışlarına bakmalı ve ardından sebebiyet verdiği davranışları düzeltmekle işe devam etmelidir. Başka bir deyişle çocukları için kaygılanan anne babaların kendileriyle ilgili iç görü kazanmaları ve onlara olan yaklaşımlarını tekrar gözden geçirmeleri gerekir ve çözüm adına uzman desteği almaları önerilebilir. Çocuk geleceğin yetişkin adayı olduğuna göre, her ebeveyn ona adaylık süresince en sağlıklı bilgiyi sunmalıdır."

Çocukları okyanusta ilerleyen bir gemi olarak düşünebiliriz

Anne ve baba kimliğini çocukların öğrettiğini kaydeden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Çocuğu okyanusta ilerleyen bir gemi gibi düşünebiliriz. Geminin dümeni geçici olarak biz yetişkinlerin elinde. Fakat kontrolü zaman zaman onlara bırakmazsak çocuklar bu gemiyi kullanmayı öğrenemezler. Sürekli eleştirirsek gemilerini sevmezler. Onunla ilgili sorumluluk almak istemezler. Tek başına kaldıklarında gemi (benlik) kaptansız, tayfa (kişilik) lidersiz kalır. Yönetim (ruh) yara alabilir. Yaralı bir ruhun, ileride de yaralı bir çocuk yetiştirme ihtimali yüksektir. Ebeveyn, tek başına altından kalkamadığını düşündüğü sıkıntılarda mutlaka bir uzmandan yardım istemelidir. Yaşanan probleme ne kadar erken müdahale edilirse çözüme de o kadar erken kavuşulur. Çözüm ne kadar ertelenirse sıkıntı da o kadar kalıcı ve ileriye dönük olur. Şunu unutmayalım ki anne baba kimliğini bize çocuklarımız öğretir, onlar hata yapmazlarsa biz bu kimliğe sahip çıkamayız."

GIYSILERDE PUF NOKTALARI NASIL YAPACAM?


GIYSILERDE PUF NOKTALARI NASIL YAPACAM?

Kıyafetlerinizdeki lekeler gözünüzü korkutmasın hepsinin bir çözümü var.

PARLAYAN KUMAŞLARA KARŞI

Etek ve pantolonlarınızda parlaklıklar oluşuyorsa, bu kısımları yeni kesilmiş bir patatesle iyice ovalayın. Kuruduktan sonra fırçalayabilirsiniz. Parlaklıktan eser kalmaz.

SARARAN GİYSİLER İÇİN

Sararmaya başlayan beyaz giysilerinizi bir kaşık oksijenli su kattığınız 1 litre ılık suda 1 saat bekletin.

TRİKO YIKAMANIN SIRLARI

İster yün, ister merserize, ister sentetik iplikle yapılmış olsun, her örgüde ortak bazı kurallar vardır:

• Her zaman için, sadece ılık su kullanın, durulamada bile. Durulamada sık sık değiştirerek bol su kullanın.

• Giysileri sabunlu suya iyice daldırın ve çitilemeden nazik bir şekilde yıkayın.

• Örgü giysileri asla sıkmayın. Aksi takdirde giysileriniz elastikiyetini kaybeder ve deforme olurlar. - Islak örgü giysilerinizi sıkmayın, kuru bir havlunun üzerine yayın. Üzerine de ikinci bir havlu koyun ve havlunun üstüne basarak fazla suyu alın. Sonra giysinizi, ısı kaynaklarından uzak bir yere koyun.

ÜTÜ YAPARKEN

Ütü yaparken, ütüleyeceğiniz gömlek, etek gibi giysilerin altına çarşaf, perde, havlu gibi geniş örtüler yayarsanız ikisi birden aynı anda ütülenecektir.

KADİFE GİYSİLERİN TEMİZLİĞİ

Kirlenmiş koyu renk kadife elbise ve pantolonlarınızı tuzla temizleyebilirsiniz. Temiz bir fırçayı temiz ve kuru bir tuza batırarak giysinize kuvvetle sürün. Lekeler gidecek, kullanılmaktan doğan parlaklık kaybolacaktır. Ayrıca eskiyip de parlayan pantolonlarınızdaki bu parlaklığı gidermek için ütü bezini sirkeli suyla ıslatın, sonra çok sıcak su ile ütüleyin. Parlaklığın tamamen kaybolduğunu göreceksiniz.

ÖRGÜLERİ ÜTÜLERKEN

En iyi ütüleme metodu, giysini altına nemli bir bez yaymak ve üzerine hafif, kuru bir bez koymaktır. Kuru bezin üzerinden fazla bastırmadan ütüyü geçirin. Sıcak ütüyü asla yünün üzerine direkt olarak koymayın. Örgüyü hep tersten ütüleyin.

TÜYLENEN KAZAKLAR

Eğer kazaklarınız eski bir görünüme bürünüp, üzerinde yer yer iplik kümecikleri oluştuysa üzülmeyin. İşte size yepyeni ve yumuşak bir kazak elde etmenin yolu: Önce elinizle iplik kümeciklerini ayıklayın. Sonra kıl bir fırça ile örme yönünün tersinde kazağınızı fırçalayın. Kazak ipliklendikcçe bu işlemi tekrarlayın. Kazağınızın yepyeni olduğunu göreceksiniz.

5 Ocak 2013 Cumartesi

PLASTIK KAPLARI KULLANIRKEN NELERE DIKKAT EDICEM?


 PLASTIK KAPLARI KULLANIRKEN NELERE DIKKAT EDICEM?
DİKKAT SAĞLIK İÇİN...

Birçoğu kanserojen etkiye sahip gıda kapları, su şişeleri, streç filmler ve çocukların kullandığı biberonlar genellikle plastik malzemeden yapılıyor. Gıda ile temas ettikleri için belli standartlarda üretilmesi gereken kaplar, denetim eksikliği ve merdivenaltı üretim sebebiyle sağlığı tehdit ediyor.

 Plastik kaptaki numaranın gerçek hammadde içeriğinde olup olmadığının önemli olduğunu kaydeden Salih Ünal, “Piyasada ucuz ve toplama plastik malzemeden merdivenaltı üretilen birçok kap mevcut. Bu toplama plastik hammaddesini dönüşüm için kimyasal işlemden geçirdikleri için, kabın içeriğinin dışında bu kimyasal etki de analize tabi tutulmalıdır.” şeklinde konuşuyor.

PLASTİK ÜRÜNLERİ KULLANIRKEN DIKKAT EDILCEK HUSUSLAR

  • Pet ürünlerini ısıtmayın ve dondurmayın!
  • Pet ürünler dondurulmamalı, bulaşık makinesinde yıkanmamalı ve mikrodalga fırında kullanılmamalıdır.
  • Cam biberon tercih edilmeli, polikarbon biberonlar kullanılmamalı.
  • Sıcak ya da kaynar süt ile su ve mamalar plastik şişelere konulmamalı.
  • Plastik kaplar, mikrodalga fırında ısıtılmamalı.
  • İçi plastik kaplı metal kaplarda bulunan mamalar kullanılmamalı.
  • Yiyecekler polikarbonat kaplarda ısıtılmamalı, bunlara sıcak yiyecekler konulmamalı.
  • Polikarbonat kaplar kullanılmamalı.
  • Bisfenol A salan türden plastik malzeme ile kaplı metal ve diğer kutularda satılan yiyeceklerden kaçınılmalı.
  • Tüm plastik malzemelerde türünü gösteren işaret bulunmalı.

ZUHRE PARDESU 2012-2013 KIS MODELLERI

2013 MODEL ZUHRE PARDESULER ILE SIKLIĞIN VE ZERAFETİN SİMGESİ OLACAKSINIZ


ESARP NASIL BAGLANIR-BAGLAMA TEKNIKLERI-MODELLERI IZLE?

ESARP NASIL BAGLANIR-BAGLAMA TEKNIKLERI-MODELLERI IZLE?

Armine markasının doğru ve şık eşarp bağlama şekilleri uygulamalı olarak bu videolarda gösterilmektedir.Armine Eşarp Bağlama Modelleri





Etiketler: armine eşarp, Armine eşarp modelleri, armine giyim, armine videoları, eşarp bağlama şekilleri, tesettür, Tesettür Giyim, tesettür moda, tesettür videoları


4 Ocak 2013 Cuma

PACANGA TAVUK NASIL YAPILIR?


PAÇANGA TAVUK NASIL YAPILIR?

MALZEMELERİ

  • 2 Dövülerek inceltilmiş tavuk göğüs eti
  • 1 Su bardağı krema
  • 1 Tatlı kaşığı tane karabiber
  • 1 Çay kaşığı tuz


İÇ MALZEMELERİ

  • 8 Dilim pastırma
  • 2 Kuru soğan
  • 5 Sivri biber
  • 3 Domates
  • 1 Çay kaşığı tuz
  • 1 Çay kaşığı karabiber
  • 3 Yemek kaşığı zeytinyağı


YAPILIŞ TARİFİ

Zeytinyağını tavaya koyup,ince doğranmış soğan ve sivri biberleri ekleyelim ve kavuralım.Onlar biraz kavrulunca kabukları soyulmuş ve küp doğranmış domatesleri ekleyelim.Baharatlarla lezzetlendirip pişirelim.Diğer tarafta mutfak tezgahına tavukları yayalım.Üzerlerine tuz ve tane karabiber serpelim.Domates sosunu tavukların üzerine gezdirip,en üstüne pastırma dilimlerini dizelim.Rulo sarıp fırın tepsisine yerleştirelim.Kremayı en üstüne sıkıp fırında tavukların üzeri pembeleşinceye kadar pişirelim.Servis tabağına tepsideki sosu döküp,dilimlediğimiz tavukları üzerine dizelim.Sıcak servis yapalım.Krema kullanmak istemezseniz,krema yerine az miktarda zeytinyağı gezdirip üzerini yağlı kağıtla örtüp pişirebilirsiniz.Afiyet olsun,bereket dolsun.

EN POPULER SEKS POZISYONLARI?


İşte çok konuşulan 9 yeni seks pozisyonu!

Çiftler yeni pozisyonlar denerken korkmaları çok doğaldır. Sakın korkmayın! Yeni pozisyonlar çok zor gelebilir. Fakat, hiç umulmadık kadar kolaydır.



Altın geçit!
Bacaklarınızı kaldırın ve onun omuzlarının üzerine koyarak, ensesinde ayaklarınızı birleştirin. Heyecanlı bir yolculuk için hazırsınız.

Tek şerit!
Cinsel ilişki sırasında bacaklarınızla onun bedenini daha sıkı sarın. Böylece vajinanıza ulaşması daha zor olacak ve penisinin olduğundan büyük olduğunu düşünecektir. İkiniz de bu anın hiç bitmesini istemeyeceksiniz.

Tek ayaklı leylek! 
Tek bacağınızı havaya kaldırın. Böylece bedenini sizinkine daha çok yaklaştırabilir. Bu ikiniz için de çok heyecanlı olacaktır. Çünkü hem daha saldırgan davranabilir hem de klitorisinizin daha fazla uyarılması için daha fazla yer açılmış olur.

Vahşi kedi! 
Misyoner pozisyonu, kadınların her zaman tepe noktaya ulaşabilmeleri için yeterli klitoral iletişim sağlamaz. Fakat seks araştırmaları yapan Edward Eichel'ın C(oital) A(lignment) T(echnique) yani Koital Hiza Tekniğine göre; erkeğinizin gövdesinin size birkaç santimetre yakında uzanmasını isteyin. Böylece kasık kemiği sürekli size yakın olacaktır. Klitoral dürtü, bilimsel olarak da ne kadar yüksek zevk verdiği kanıtlanmıştır.

İnanılmaz açı! 
Bacaklarınızı onun kalçasına doğru kaydırın. Böylece vücudunuz açı poziyonunu alacak ve bu pozisyon sayesinde klitoral alanınız daha fazla uyarılmış olacak.

Ters kovboy! 
Bu pozisyonla, onun ayaklarını görecek şekilde bedeniniz ise yatağa dik olacak şekilde duracaksınız. İsterseniz kendinizi arkaya onun göğsüne doğru da bırakabilirsiniz. Bu pozisyon, ona harika bir görüntü sağlar ve siz böylece yatağınıza yenilik getirmiş olursunuz.

Çömelmiş kaplan! 
Partnerinizin sizi arkadan yakalaması, hayvanların çiftleşme sahnelerini andırabilir. Bunu erotik hale getirmek sizin elinizde. O, sizi bu halde yakalamışken göğsünüzü daha çok yatağa yaklaştırarak daha seksi bir görüntü yakalarsınız. Böylece vajinanız daha çok gerilir ve daha çok zevk alırsınız.

Sallanan satranç fili! 
Arkanız ona dayalı, kaşık poziyonundayken, bacaklarınızı kaldırın ve ona da kendi bacaklarının üzerine almasını söyleyin. Bu daha fazla penatrasyon sağlar. Sizin için ise klitorisinizin daha çok hissetmesine ve kendinize güvenmenizi sağlar.

Öpüşen balıklar! 
Her zaman farklı pozisyonlar denemenize gerek yok. Birbirinize bakarak, mükemmel bir ilişki yaşayabilirsiniz. Tek yapmanız gereken bacaklarınızı açıp, onun işini kolaylaştırmak. Bu pozisyondayken, birbirinizin her hareketine tanık olabilirsiniz hem de istediğiniz an onu öpebilirsiniz.